Author Archives: Admin

DEÜNİDER Kamuoyu Duyurusu

DEÜNİDER Kamuoyu Duyurusu
30.06.2017

Türkiye’nin olağanüstü hal yönetim usulü ile yönetilmeye devam edemeyeceği, toplumsal yapının ağır hukuk ihlallerinin yarattığı gerilimi daha fazla kaldıramayacağı, demokratik siyasal sistemin olmazsa olmazı olan ifade özgürlüğünün, başta akademisyenler olmak üzere tüm yurttaşlar için kullanılamaz hale getirildiği görülmektedir.

28 Haziran 2017 tarihinde Barış için Akademisyenler Bildirisi’ni imzalayan D.E.Ü.’nden 12 öğretim elemanı açığa alınmıştır. Toplumun gözü kulağı olma görevini üstlenmiş akademik personelin görevden uzaklaştırılması işlemlerinin derhal sona erdirilmesi gerekmektedir.

Özgür ve özerk bir üniversite ve toplum için hukuk dili yeniden egemen olmalı, OHAL ivedilikle kalkmalı, açığa alınan öğretim elemanları göreve döndürülmeli ve hak kayıpları telafi edilmelidir.

DEÜNİDER Yönetim Kurulu

Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği Duyurusu

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça KHK ile ihraç edilmeleri nedeniyle işlerini kaybettiler.

Bu hukuk dışı sürece karşı çıkmak ve işlerini geri istemek amacıyla, şiddet içermeyen bir oturma eylemi sürecine başladılar. Bu sürecin içinde eylemleri bir açlık grevine dönüştü.

Yalnızca işlerine iade edilmelerine odaklı bu açlık grevinin 76. gününde evlerinden gözaltına alındılar, daha sonra tutuklandılar.

OHAL ve KHK’ların hukuk dışı sonuçları ile ilgili yönetim kurulu görüşümüz, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) İzmir 3 no’lu Şube, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir Şube ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) tarafından da desteklenerek 16 Mart’ta kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yaşamakta oldukları bu kaygılarımızı doğrulayan ve son derece üzüntü verici gelişmelerdir. Bu süreçte temel hak ve özgürlükler açıkça ihlal edilmekte, OHAL aracılığı ile toplum üzerinde yaratılan baskı ve korku daha da pekişmektedir.

Bir kez daha yinelemek istiyoruz ki:

“hukuk dili toplumsal yaşama yeniden egemen olmalı, OHAL ivedilikle kalkmalı, hukuk dışı biçimde ihraç edilen akademisyenler ve kamu görevlilerinin hak kayıpları telafi edilmeli; Nuriye Gülmen ve Semih Özakça temel bir insan hakkı olan çalışma özgürlüklerine kavuşmalıdır.”

Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumu hepimizin vicdani sorumluluğudur.

DEÜNİDER olarak ölümü değil yaşamı, özgür ve özerk bir toplum yapısı için özgür bireyi, özerk üniversiteyi savunuyoruz.

DEÜNİDER Yönetim Kurulu

DEÜNİDER Yönetim Kurulunun KHK’ler ve Akademik Yaşam İle ilgili Açıklaması

Özgür bir üniversite bireyin özgürleşmesi için gereklidir. Özgür bir toplum da özgür bireylerce kurulur ve yaşatılır. Bu bağlamda üniversitenin değerlerinin savunulması yalnızca mesleki dayanışma olarak akademisyenlerin ve üniversite derneklerinin değil toplumun tüm bileşenlerinin sorumluluğudur. Bu bilinçle, dayanışmanın ve toplumsal sorumluluğumuzun bir gereği olarak OHAL döneminde gerçekleştirilen idari uygulamaların içeriği ve sonuçları konusunda kamuoyunu bilgilendirmeyi, hükümetin dikkatini çekmeyi görev kabul ediyoruz.

Çağdaş hukuk sistemlerinde devletler olağan hukuk kuralları ve uygulamaları ile başa çıkılamayan durumlarda bu süreci yönetebilmek için OHAL rejimini istisnai bir yönetim aracı olarak kullanabilmektedirler.

Demokratik hukuk devletinin öncelikli görevi, OHAL rejim ilanına neden olan sebepleri bir an önce ortadan kaldırmak ve mümkün olan en kısa zamanda temel hak ve özgürlükleri önceleyen hukuk devleti uygulamasına geri dönmektir.

OHAL sürecinde yapılacak uygulamalarda demokratik hukuk devleti temel alınmalı, keyfi, baskıcı ve hukuk dışı uygulamalardan kaçınılmalıdır. Daha da önemlisi yürütülecek tüm işlemler hukuk açısından denetlenebilir olmalıdır.

Demokratik rejimlerde hukuk asgari koşullardan biri olarak, yurttaşların toplumu ilgilendiren konularda cezalandırılma korkusu taşımaksızın, özgürce fikir alma ve verme hakkını güvence altına alır.

İhraç edilen akademisyenler uygulamasında olduğu gibi hükümetin OHAL gerekçesiyle çıkarttığı KHK’lar demokratik toplumun ve özerk üniversitenin temel öğelerinden biri olan ifade özgürlüğü ve akademik özerkliği onarılmaz biçimde tahrip etmiştir. İhraç işlemi hem uluslararası hem ulusal hukuka aykırıdır. Anayasanın 130/7. maddesine göre, öğretim elemanları ancak YÖK ve üniversitelerin yetkili organları tarafından meslekten ihraç edilebilirler. Meslekten ihraç işleminin hukuksal dayanağını oluşturan KHK’lar OHAL’in gerekli kıldığı bir konuda olmalıdırlar, bu kapsamı aşamazlar.

İdarenin hukuka aykırı meslekten ihraç işlemi karşısında bazı üniversitelerde akademisyenler, meslektaş dayanışmasının bir gereği olarak ve kamuoyunun dikkatini bu soruna çekmek amacıyla toplantılar düzenlemiş ve basın açıklamaları yapmışlardır. Bu açıklamalar sırasında emniyet güçleri, aklıselimden uzak ve orantısız şiddet kullanılan bir müdahale ile öğretim elemanlarının cübbelerini ayaklar altına almışlardır.  Akademik cübbe üniversitenin kimliğini, toplumun geleceğini ve vicdanını simgeleyen, el üstünde tutulması gereken bir semboldür. Bu anı gösteren fotoğraf vicdanlarda yara açmış, kamuoyunda utanç veren üzücü bir durumu belleğimize kazımıştır.

Kamu otoritelerinin OHAL kapsamında bile olsa, eylem ve işlemlerinde savunma hakkının kutsallığı, masumiyet karinesi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi temel hukuk devleti ilkelerini hassasiyetle gözetmeleri gereklidir.  Kamu yöneticileri çağdaş, çoğulcu demokrasiye dayalı devlet olmanın başat koşulu olan bu ilkeleri lekeleyecek uygulamalardan özenle kaçınmalıdırlar.

Özgür ve özerk bir üniversite ve toplum için hukuk dili yeniden egemen olmalı, OHAL ivedilikle kalkmalı, ihraç edilen akademisyenler görevlerine iade edilmeli, hak kayıpları telafi edilmelidir.

 

Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği (DEÜNİDER YK)

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİMSEN) İzmir 3 no’lu Şube

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir Şube

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED)

 

 

 

 

2016-2018 DEÜNİDER Yönetim Kurulu

ImageDEÜNİDER’in 16 Mayıs 2016 tarihinde yapılan Seçimli Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin, Denetleme Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi yapılmıştır. 2016-2018 döneminde görev alan Yönetim Kurulu 20 Mayıs 2016 tarihinde toplanarak aşağıdaki görev dağılımını yapmıştır.

2016-2018 döneminde görev yapacak DEÜNİDER Yönetim Kurulu

Güzel Yücel Gier, Dernek Başkanı ( Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü)

Doğan Göçmen, Başkan Yardımcısı ( Edebiyat Fakültesi)

Alp Ergör, Başkan Yardımcısı (Tıp Fakültesi)

Aylin Durmaz Edeer, Yazman ( Hemşirelik Fakültesi)

Üyeler

Doğan Kısacık ( Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü)

Serkan Ekiz ( Hukuk Fakültesi)

Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri

Türkay Baran ( Mühendislik Fakültesi)

Şirin Yaylalı Demirer ( Sağlık Hizmetleri MYO)

Ayfer Kocabaş ( Eğitim Fakültesi)

Erdener Özer ( Tıp Fakültesi)

Serpil Velipaşaoğlu ( Tıp Fakültesi)

Kemal Baysal ( Tıp Fakültesi)

Nilgün Yener ( Tıp Fakültesi)

Denetim Kurulu Asil Üyeler

Türkan Günay ( Tıp Fakültesi)

Gülgün Oktay ( Tıp Fakültesi)

Ayşe Gül Kökkılınç ( İşletme Fakültesi)

Denetim Kurulu Yedek Üyeleri

Halil Resmi ( Tıp Fakültesi)

Ayşegül Yurt ( Sağlık Hizmetleri MYO)

Münevver Aktaş ( Hukuk Fakültesi)

DEÜNİDER BASIN AÇIKLAMASI – 18 Ocak 2016

KAMUOYUNA DUYURUMUZDUR

Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği (DEÜNİDER) olarak; ‘Bu suça ortak olmayacağız’ diyen 1128 öğretim üyesinin karşılaştıkları baskıları, itibarsızlaştırma ve hedef gösterme girişimlerini kaygı ve üzüntü ile karşılıyoruz. Bu yaklaşımlar, demokrasinin ön koşulu olan çoğulculuk, eleştiri, farklı ve muhalif düşüncelerin ifadesi olanaklarını ortadan kaldırma tehlikesi taşımaktadır. Bu baskılar sonucu oluşabilecek otosansür mekanizmaları uzlaşı kültürünün hakim olduğu bir toplum inşasını olanaksız kılacaktır.

İfade özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz. Üniversite ve akademisyenin görevi akıl yürütme ve vicdan muhakemesi sonunda vardığı fikirleri toplumuyla paylaşmaktır. Fikrin eleştirilmesi demokrasinin, fikri ifade edenin cezalandırılması ise otoriterliğin niteliğidir. Akademisyenlerin ülke sorunlarıyla ilgili dile getirdikleri görüşlerinin siyasi irade tarafından cezalandırılmaya çalışılması, akademik özgürlüklere darbedir. Böyle darbeler herşeyden önce toplumsal gelişmeyi durdurur.

Siyasi otoriteden, YÖK’ten ve Rektörlerden akademisyenlerin görüşlerini ifade etmiş olmalarından dolayı cezalandırılmamalarını, hedef gösterilmemelerini ve öğretim üyelerinin can güvenliklerine, çalışma ilişkilerine ve iş güvencelerine dair tehditlerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Elemanları olarak, Üniversitemiz yönetiminden akademinin en önemli değerlerinden olan ifade özgürlüğünü savunmasını bekliyoruz.

DEÜNİDER

Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği

517bce9d-d622-4271-9208-e428bfd7be29

 

Yastayız, İsyandayız.

Değerli Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği Üyeleri,

Türkiye bir kez daha acımasız ve insanlık dışı bir katliamla sarsıldı. Ankara’da şu andaki resmi rakamlarla 95 canımıza mal olan katliamı lanetliyoruz. Olayın tüm boyutlarını henüz bilmiyoruz ama faillerinin ve sorumlularının ne amaçladığını anlamak hiç de zor değil. Ülkemiz her şeyden daha çok barış ve demokrasiye ihtiyaç duymaktadır. Kayıplar için en derin üzüntülerimizi paylaşır yaralı yurttaşlar için sağlık çalışanlarının ellerinden geleni yapacaklarına inanıyoruz.

Yastayız. İsyandayız. 12 Ekim Pazartesi 10.00’da D.E.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesi Servis girişinde basın açıklaması yapılacaktır. Tüm üyelerimizin katılımını bekliyoruz.

Saygılarımızla,
DEÜNİDER Yönetim Kurulu

TERÖRÜ LANETLİYORUZ…

Screen Shot 2015-07-21 at 17.17.43

Türkiye, 20 Temmuz 2015 pazartesi öğle saatlerinde gelen acı bir haber ile sarsıldı. Suruç’ta ülkenin dört bir köşesinden gelen genç insanlarımız basın açıklaması yaparken patlatılan insanlık düşmanı bir bomba ile 32 gencimizi, canımızı kaybettik. Onlar, gerici, barbar, insanlık düşmanı IŞİD’in saldırıları nedeniyle harap olan Kobani’de kütüphane, park yapmak, acıları paylaşmak ve Kobani’li çocuklara oyuncaklar, kitaplar götürerek umut olmak istiyorlardı.

“Yaşama hakkı” en temel haktır. Bu hakkın kullanılmasında devlet tüm araçlarıyla sorumludur. Dün Suruç’ta devlet, bu sorumluluğunu yerine getirememiştir. Tıpkı Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da insanlar yakılırken, öldürülürken sorumluluğunu yerine getirmediği gibi. Türkiye, kadın cinayetleriyle, trafik kazalarıyla ve gerici saldırılarla insan yaşamının en kolay yitirildiği bir ülke asla olmamalıdır. 2015 yılında Türkiye bunu hak etmiyor.

Suruç katliamında kaybettiğimiz 32 canın 24’ü üniversite öğrencisi… Sosyal medya bilgileriyle bunların “6 sı hukuk, 4’ü tıp, 8’i psikoloji, 6’sı sosyoloji” öğrencisi. Yani bu ülkenin üniversitelerinin öğrencileri… Bu halkın çocukları, bizim çocuklarımız. Siyasal iktidarın arka bahçesine dönüşmüş olan üniversitelerimizden hiçbir tepkinin gelmemesinden acı ve üzüntü duyuyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi Senatosu başta olmak üzere tüm üniversite senatolarından bir an önce kaybedilen öğrencilerimizin anısına, katil-barbar IŞİD terörünü kınayan açıklamalar bekliyoruz. Türkiye’de IŞİD’i üreten mekanizmaların geriletilmesi için bir an önce tüm eğitim sistemimizin gözden geçirilerek laik, demokratik, bilimsel eğitim dizgesinin okullarımızda egemen olmasını talep ediyoruz. Özerk ve demokratik bir üniversite ve demokratik hukuk devleti talebimizi toplumla paylaşıyoruz.

Evrensel insanlık duygularıyla Kobani imecesine emek vermeye giden genç öğrencilerimizin hatıralarını, düşlerini, heyecanlarını saygı ile selamlıyoruz. Onlar unutulmayacaklardır, anılarına sevgiyle saygıyla…

DOKUZ EYLÜL ÖĞRETİM ELEMANLARI DERNEĞİ – 21.07.2015

DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN ne ÜNİVERSİTE, ne de BASIN SUSMAMALIDIR.

Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği olarak; Adana’da durdurulan MİT tırlarında bulunan silah ve mühimmat görüntülerini yayımlayan Cumhuriyet gazetesinin ve Genel Yayın Yönetmeni olarak Sayın Can Dündar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını ve müebbet hapis cezasıyla cezalandırılma talebini demokrasi dışı sözler ve eylemler olarak görüyor ve kınıyoruz.

Haber alma anayasal bir haktır ve halkımız bu hak sayesinde iktidarın komşu bir ülkede sürdürülen kirli savaştaki rolünü öğrenebilmiştir. Can Dündar’ın maruz kaldığı yıldırma bu hakkı kullanan tüm basın yayın organları üzerindeki baskının son örneğidir. Demokratik bir Türkiye için, üniversite ve basın susmamalıdır.

Gazetecilik görevini yapan tüm cesur gazetecilere dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

DEÜNİDER Yönetim Kurulu

7 Mayıs Tuğrul Keskin Şiir Dinletisi

Değerli Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği Üyeleri,

Tuğrul Keskin 7 Mayıs 2015, 12.30-14.00 arası Tınaztepe Yerleşkesi, Fen Fakültesi, Ömer Köse Salonu’nda şiir dinletisi ile konuğumuz olacak.

Katılımınız bizleri memnun edecektir.

Tugrul Keskin dinleti afis