Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği’nin “Dokuz Eylül Üniversitesi Etik Davranış İlkeleri ve Etik Komisyonu Yönergesi” Konusundaki Hukuksal Değerlendirmeleri

Dokuz Eylül Üniversitesi, çıkartmış olduğu “Etik Davranış İlkeleri ve Etik Komisyonu Yönergesi’nin “Dayanak” başlığını taşıyan 3. Maddesinde, bu Yönergenin,
“…5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri gereğince Maliye Bakanlığınca 26 Aralık 2007 tarihli ve 26738 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu lç Kontrol Standartları Tebliği “ne dayanılarak ve 25.05.2OO4 tarihli ve 5176 sayılı “Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ve bu Kanun dayanak alınarak 13.04.2005 tarihli ve 25785 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ve Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” esas alınarak hazırlandığı belirtilmektedir.
5176 sayılı Kanunun 1. Maddesi hükmüne göre;
“Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkeleri belirlemek ve uygulamayı gözetmek üzere Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kuruluş, görev ve çalışma usul ve esaslarının belirlenmesidir.
Bu Kanun, genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dahil tüm personeli kapsar.
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı mensupları ve üniversiteler hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”
Yine Yönergenin hukuksal dayanağı olarak gösterilen “KAMU GÖREVLİLERİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ İLE BAŞVURU USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK”’in “Kapsam” başlığını taşıyan ve 5176 sayılı Yasa’nın yukarıda belirtilen 1. Maddesinin tekrarı niteliğinde olan 2. Maddesine göre;
“Bu Yönetmelik; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeli kuruluşlar, mahalli idareler ve bunların birlikleri, kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul başkan ve üyeleri dahil tüm personeli kapsar.
Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, yargı mensupları ve üniversiteler hakkında bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Burada belirtilmesi gereken ilk husus, idare hukukunun temel ilkesi olan “idarenin kanuniliği” ilkesi gereği, idarenin bütün eylem ve işlemlerinin hukuk sisteminde yasal bir dayanağa sahip olması şartıdır. Buna “yasal yönetim ilkesi” de denmektedir. Bu ilkeye göre, idarenin eylem ve işlemleri hem bir “yasaya dayanmalı” hem de bu eylem ve işlemler “yasaya aykırı olmamalı”dır. Yani “yasa” idarenin eylem ve işlemlerinin hem bir dayanağını hem de bir sınırını oluşturmaktadır.
İdare, yasama organı tarafından önceden yasa ile düzenlenmemiş bir alanda faaliyette bulunamaz. İdarenin böyle bir alanda faaliyette bulunabilmesi için yasa ile yetki alması gerekir. Yasama organı bir alanı doğrudan doğruya yasayla düzenlemek yerine, bu alandaki temel ilkeleri kanunla belirtip, ayrıntıları düzenlemek için idareye yetki verebilir. İdare, kendisine düzenleme yapma yetkisi verilen alanda yasaya aykırı düzenleyici işlem yapamaz. İdarenin düzenleyici işlemleri (Tüzük, Yönetmelik, Tebliğ, Yönerge, Kararname gibi) yasaya uygun olmalı, yasaların çizdiği sınırların dışına çıkmamalıdır. Keza, yasa ile idarenin düzenleyici işlemleri arasında hiyerarşik güç farkı vardır. 1982 Anayasa’sının 8. maddesinde “yürütme yetkisi ve görevi Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir” denerek düzenleyici işlemin yasaya uygun olması gerektiği vurgulanmıştır.
5176 sayılı yasa, yoruma mahal bırakmayacak biçimde, üniversiteleri, yasanın uygulama kapsamı dışında bırakmıştır. Bu nedenle “Dokuz Eylül Üniversitesi Etik Davranış İlkeleri ve Etik Komisyonu Yönergesi”nin kendisine dayanak olarak gösterilen 5176 sayılı yasanın bu amir hükmüne açıkça aykırılık oluşturduğu ve bu bağlamda açıkça yasal dayanaktan yoksun” olduğu söylenebilir.